HASTALIKLAR
2

GIDA ALERJİLERİ VE GIDA İNTOLERANSLARI

GIDA ALERJİLERİ VE

GIDA İNTOLERANSLARI


Şimdi hepinizin kafasını karıştıran ve merak ettiğiniz bir konuyu anlatıyorum. Nedir bu sürekli bahsedilen intolerans ve alerji denilen şeyler? Neler yapılmalı? Bu yazımla aklınızdaki birçok soruyu cevaplamış olabilirim umarım.
***Öncelikle gıda intoleransı ve gıda alerjisi aynı şey demek değildir
***Gıda alerjileri immün sistem yanıtıdır. Belirli yapılardaki proteinlere karsı vücudunuzun geliştirdiği immün sistem yanıtıdır. Bu proteinleri vücudunuz yabancı olarak algılar ve onlara karsı immün yanıt ile adeta savaş açar. Bazı durumlarda anafilaksi tablolarında hayatı tehdit edebilir.
***Gıda intoleransları ise daha çok sindirim sistemi sorunlarıdır. Sindirim sisteminde oluşan bir stresse bağlı olarak ya da bir enzim yapı eksikliğine bağlı olarak gelişir.
Peki, sindirim sistemindeki bu sorunlar nelerdir?

  1. Yediğiniz gıdalardaki yapıları yeterli şekilde parçalayamamak, sindirememek (Sindirim enzimlerinin eksik olması ya da aktif olamaması; mesela laktoz intoleransı, süt ürünleri içerisindeki laktoz şekerini sindirecek laktaz enzimi eksikliğinde oluşur.)
  2. Gıdalardaki bir maddeye kimyasal yanıt ( gıda katkı maddelerine, MSG, sülfitlere, boya maddelerine )
  3. Gıdalardaki bulunan bazı doğal yapılara ve proteinlere hassasiyet olabilir ( kafeine mesela ya da bruksel lahanası soğan gibi gıdalardaki doğal şekerlere, glüten vs.)

NOT: Burada ufak bir not düşmek istiyorum. Literatüre yeni yeni giren çalışmalar artık intoleranslarında birer immün sistem yanıtı olduğunu gösterecek bulgular ortaya koymaktadır ama henüz net olarak kabul görmüş değildir.
NOT:İkinci önemli notumuz ise intoleranslar uzun süre devam ettiği anda bağışıklık sistemini bağırsaklar üzerinden sürekli uyaracağından uzun vadede immün bir yanıt oluşturmaktadırlar yani basta immün bir yanıt değil iken sonradan bağışıklık sistemi de devreye girmektedir.
NOT:Gıda alerjilerinde genelde IgE yanıtı hakimdir. Ama IgE yanıtı olmayan alerji durumları da mevcuttur; Mesela çölyak hastalığı.


 GIDA HİPERSENSİTİVİTESİ = GIDA İNTOLERANSI VE GIDA ALERJİLERİNİN GENEL ADI OLABİLİR

Genel olarak Ig yanıtlarına göre ayırırsak:

  1. IgE Aracılı: Tüm sistemi etkileyen alerjik yanıtlar
  2. IgE Olmadan: Daha çok bağırsak düzleminde oluşan yanıtlar ve bağırsağı etkileyen sonuçlar. Sonrasında sistemi etkiler.
  3. IgG Aracılı: Gıda intoleranslarının altındaki temel neden olduğu düşünülmektedir. Sürekli gıdaya maruz kalınma sonucu oluşan reaksiyonlar olabilir. Sistematik sorunlara yol açabilir.

***Gıda alerjiler hayatı tehlike edecek şekilde karsınıza çıkabilir (anafilaksi) ama intoleranslar daha çok kronik bir zeminde yavaş yavaş etki ederler. Ve intolerans oluşumu her gecen sene git gide artmaktadır. Bunu altındaki nedenlerden birinin de gene kronik toksisite, yanlış beslenme, sedanter yaşam olduğu düşünülmektedir.
***Endüstriyel toplumlardaki insanların %20den fazlasında artık gıda intoleransları görüldüğü ortaya konmuştur. Ailede birinde alerjik hastalığı olan kişilerin ( alerjiler, astım, egzama vb. ) alerji geliştirme olasılığı %40 daha fazladır. Eğer iki aile bireyinde alerjik bir hastalık var ise bu oranın %80lere kadar çıktığı ortaya konulmaktadır.
***Yapılan bir çalışmada erişkinlerde görülen gıda alerjilerinin %45inin 18 yasından sonra çıktıyı ortaya konulmuştur. Bu da yukarıda bahsettiğimiz gibi benim nazarımda yanlış beslenme, sedanter yaşam ve kronik toksisite sonucudur.
***İşin en kötü yanlarından biri gıda intoleranslarını tespit etmek hem zordur hem de tespit etseniz bile bu intoleransın neden olduğu toksisiteyi ve alttaki sorunları, sindirim sorunlarını çözmeye odaklanmamak toplumda yapılan en büyük hatalardan biri olmaktadır.
Peki bizde intolerans olduğunu nasıl anlayacağız? Ne gibi şikâyetler oluşur intolerans ya da alerji durumunda?

***Gıda intoleransları ve gıda allerijleri benzer semptomlar verirler bu yüzden bunları ayırmak oldukça zor olabilir. Bu semptomlar;

  • İshal    
  • Kabızlık
  • Anksiyete hali
  • Şişkinlik    
  • Karında gaz sürekli
  • Titreme
  • Kızarıklar
  • Ciltte yanma hissi
  • Çarpıntı
  • Baş ağrıları
  • Bulantı
  • Ödem 
  • Yorgunluk
  • Karın ağrısı
  • Burun akıntısı
  • Asit reflüsü
  • Mide yanmaları
  • Nefes alma sorunları
  • Kasıntı gibi semptomlar olabilir.

***Gıda alerjilerinde ise basit durumlarda yukarıdaki semptomlar görülebilir ama ileri durumlarda yaşanan şikâyetler ise su şekildedir;

  • Nefes almakta zorlanma
  • Kaşıntı
  • Kurdeşen
  • Baş dönmesi
  • Hipotansiyon
  • Anafilaksi şeklinde karşımıza çıkabilir.

***Semptomlar gıdayı yedikten birkaç saat sonra başlayabilir ya da 24-48 saati bulabilir başlaması. Hatta bazı durumlarda birkaç gün sonra bile semptom verebilir, bu yüzden de saptaması zor olmaktadır. Hatta çoğu kişi 2 gün sonra gelen şikâyetlerin bir alerji ya da intolerans tablosu olabileceğini anlayamadığı için alerjiler, intoleranslar çoğu zaman göz ardı edilmektedir.
***Alerji vakalarının %5i çok hızlı reaksiyon gösterebilir ( 0-30 dk. İçin de ) ve anafilaksiye kadar giden tablo ile ölüme bile neden olabilir. Alerji vakalarının %95i ise 30 dakikadan daha geç semptomlar verir, hatta 4 günü bile bulabilir. Burada daha çok hayati tehlike oluşturmayan ama sistemi stresse sokan yanıtlar ve semptomlar oluşur. 
***Kan tahlilleri ya da biofeedback testleri bize intoleranslar konusunda fikir verebilir ama çoğu testte bu bilgiler yanıltıcı olabilir, en iyi yanıtı bedeniniz bilir. Hastalarımda da bu tahlillerin bazılarını kullanıyorum (onlara maddi yük olmayacak şekilde muayene ücretine dâhil, kliniğimde kendim yapıyorum.) Ama aynı zamanda bir eliminasyon diyeti ile hastamızla beraber semtpomları yakından takip ediyoruz ve bu sayede intoleransımız olan gıdaları daha kolay tespit edebiliyoruz. Her zaman söylediğim gibi semptomlar her zaman en önemlisidir, birçok testten üstündür gözümde. Ama bu demek değildir ki testlerin hepsi anlamsız. İntoleranslar söz konusu olduğu anda eliminasyon diyetlerini ve soncularının en kötü yanı bunlarda da net bir şey anlayamama ihtimalimizin olması. Çünkü intoleranslardaki semptomlar günler içinde gelişebilir ve gözden kaçabilir. Bazen küçük fark edilmeyecek semptomlar verebilir baslarda. O yüzden testlerle eliminasyon diyetini bir müddet kombinlemek daha olumlu sonuçlar almanıza fayda verebilir.
***Eliminasyondaki mantık; intolerans olduğunu düşündüğümüz gıdaları beslenmemizden çıkarıyoruz. Belirli bir süre (1-2 ay) bu gıdaları tüketmiyoruz ve sonrasında düşük oranda bu gıdaları yeniden beslenmemize sokarak vücudumuzun yanıtını gözlemliyoruz. Gıdaya karşı hala semptom veriyorsak (yukarıda saydığımız semptomlardan) intoleransımız var demektir. Tabi bu sürede kişinin sindirim sistemi için uygun bir beslenme düzenlenmelidir ve gerekirse supplementer destekler gerekirse başka yöntemler ile altta yatan başka sorunlar var ise çözmek doğru bir yaklaşım olacaktır. Alt kısımlarda adım adım eliminasyondan bahsedeceğiz.
Buradan sonra da size hem sık görülen gıda alerjilerinden hem de en sık görülen gıda intoleranslarından ve de bunlara karşı neler yapılabileceğinden bahsedeceğim.


EN SIK GÖRÜLEN GIDA ALERJİLERİ

Alerjiye neden olan gıdaya alerjen denmektedir. Ve en sık alerjen olarak anılan gıdalar bunlardır:

  1. Süt ve ürünleri
  2. Yumurta
  3. Balık
  4. Kabuklu deniz ürünleri
  5. Fıstık
  6. Gluten
  7. Soya
  8. Mısır
  9. Maya
  10. Nightshades ailesi ( domates, patates, biber, patlıcan )
  11. Her türlü kabuklu yemiş ağacı türevi = Badem, fındık, kaju, ceviz, antepfıstığı, brezilya cevizi vb.
  12. Çikolata
  13. Çilek

şeklindedir.

***Gıda alerjisi daha öncede belirttiğimiz gibi immün bir yanıttır ve alerjiniz olduğunu gözlemlediğiniz bir gıdayı hayatınızdan tamamen çıkarmanız gerekmektedir. Alerjiler daha çok kan testleriyle tanı koyulabilir. Sindirim sisteminizi düzeltmenize rağmen geçmeyen sorunlarınız var ise gıdalara karşı; Bu da bu gıdaya alerjiniz olduğunu düşündürebilir.

Şimdi buradan sonra daha çok gıda intoleranslarından bahsedeceğiz…
Gıda intoleransları yukarıda da bahsettiğimiz gibi immün bir yanıttan ziyade sindirim sistemindeki bozukluklarla alakalıdır.


Peki, gıda intoleransları neden oluşur? 

Genel nedenlere bakarsak;

  1. Yanlış beslenme; İşlenmiş şekerler, işlenmiş ürünler, yüksek oranda hayvansal gıda, alkol tüketiminin çok olması ve beslenmemizde taze sebze, meyvelerin az olması gıda intoleransına yol açabilir. Bu tarz bir yanlış beslenme bağırsak, kan bariyerini bozabilir, proteinlerin kana geçmesine neden olabilir. Buna da yanıt olarak antikorlar üretilir vücutta dolasan ve lenf nodları tıkanabilir. Bunun sonucunda birçok kronik hastalığın zemini oluşmuş olur.
  2. Aynı gıdaların özellikle glüten gibi alerjen olabilen gıdaların çok yoğun ve sık tüketilmesi de bağırsaklarda stresse yol açarak intolerans tablosuna yol açabilir.
  3. Yaşlanmak; Yaşlandıkça sindirim sistemindeki bazı gıdaları sindiren enzimler azalabilir (örneğin, laktoz intoleransında laktaz azalması gibi)
  4. Kronik toksisite bağırsak duvarını ve florasını etkileyerek ayrıca mide asidi ve enzimlerine etki ederek (ve daha birçok mekanizmaya) intolerans tablosuna neden olabilir.
  5. Kronik stres; Sürekli strese maruz kalmak mide enzimlerinden başlayarak tüm sindirim sisteminizi etkileyen bir tablodur.

***Sürekli sizlerle paylaştığım gibi gıda intoleransları birçok hastalığın altında bulunmaktadır. Gıda intoleransları “LEAKY GUT” yani geçirgen bağırsakla oldukça bağlantılıdır. Uzun süreli gıda intoleranslarına maruz kalmak geçirgen bağırsağa neden olacak ve bu da inflamasyonun daha da büyümesine neden olacaktır. Geçirgen bağırsak ile kana gecen proteinler immün reaksiyonları uyaracaktır ve oto immün durumlar bile oluşabilir. Hatta oto immünite patogenizinde temelde bu adımlar vardır.


GIDA İNTOLERANSLARI İLE BAĞLANTILI OLDUĞU DÜŞÜNÜLEN HASTALIKLAR

 

  • Egzama
  • Akne
  • Migren
  • Sedef hastalığı
  • Astım
  • Baş ağrıları
  • Kilo alma
  • Duygu durum sorunları, anksiyete, depresyon
  • İrritabl bağırsak sendromu
  • Hiperaktivite
  • Öğrenme zorlukları
  • Eklem ağrıları
  • İnsomnia
  • Kulak enfeksiyonları
  • Sinüzit
  • Çocuklarda yatak ıslatma
  • Post nazal akıntı
  • Fibromiyalji
  • Kronik yorgunluk
  • Oto immün hastalıklar

Bu hastalıklar bağlantısı çalışmalarla ortaya konulmuş hastalıklardır ama bütüncül bir hekim olarak kronik her hastalığın altında bir gıda intolerans tablosu bulunabilir diye düşünüp hastayı ona göre değerlendirmenin önemini vurgulamak istiyorum.


 EN SIK GÖRÜLEN GIDA İNTOLERANSLARI

  1. Süt ve süt ürünleri
  2. Gluten
  3. Yumurta
  4. Maya-aminler
  5. Soya
  6. Fıstık-fındık-badem, ceviz, kaju
  7. Kabuklu deniz ürünleri
  8. Kafein
  9. Salisilatlar
  10. Foodmaps
  11. Yapay Früktoz içerikli gıdalar
  12. Aspartam
  13. Msg (monosodyumglutamat )
  14. Gıda boyaları
  15. Sülfitler

***Listede fark ettiğiniz üzere en sık gıda alerjileri yapan gıdalar ile en sık gıda intoleransları yapan gıdalar neredeyse tamamen aynı, bu yüzden de alerji mi intolerans mı saptamak için beslemenizde iyi bir detektif olmanız gerekecek. İntoleranslar sindirim sistemini ve alttaki sorunları tedavi ettikten sonra yok olabilir ama alerjiler hayatınız boyunca sizinle beraber. Yanıtınızın şiddeti azalabilir ama bu gıdaların alerji yanıtı oluşturduğunu düşünüyorsanız hayatınızdan çıkarmakta fayda var.
Bu intolerans tablolarını biraz ayrıntılı açıklamak gerekirse;
***Süt ürünlerindeki yanıt daha çok sütte görülmekle beraber süt ürünleri yani peynir, yoğurt, kefir gibi gıdalarda da görülebilir. Temel nedeni sütün içerisindeki laktoz şekerini vücutta sindiren laktaz enzimindeki sorunlardır(eksiklik, fonksiyon bozukluğu ). Dünyadaki insanların %65’inin laktozu sindirmekte sorunları olduğu düşünülmektedir. Bu ciddi bir rakamdır. Laktoz miktarı süt fermente edildikçe oldukça azalır yani peynir ve yoğurt ya da kefire dönüştükçe ama yine de tamamen yok olmaz. Ayrıca laktoz dışında süt içerisinde bulunan bazı protein yapıları da intolerans tablosu oluşturabilir ve bu protein yapıları fermente edilmek ile kaybolmazlar. Yani bazı kişiler hayatlarından sadece sütü çıkararak rahat etseler de birçok kişinin süt ürünlerinin tamamına karsı intoleransı oluşabilir. Özellikle oto immün hastalıkları bulunan tüm kişilere süt ürünlerinin her türlüsünü hayatlarından çıkarmasını önermekteyim.
***Gluten arpa buğday gibi tahıllarda bulunan bir proteindir. Gluten intoleransı karsımıza ilk çölyak hastalığı ile çıkmıştır. Çölyakta glutene karsı oto immün bir yanıt vardır. Son yıllarda artık net ortaya konuldu ki çöl yak dışında da glüten de intoleransa sebep olabilir. Hatta veriler çölyak olmayan gluten intoleransının dünyada %15’leri bulan rakamlara sahip olduğunu savunuyor. Otoimmün bir hastalığınız var ise glutenden tamamen uzak durmanızda fayda var.
***Yumurta intoleransı da toplumda sık görülmektedir ve en sık şişkinlik şikâyetleri ile karsımıza çıkar. Özellikle yumurta beyazına karsı yanıt daha yüksektir. Yumurta tüketiminin temel sorunu daha çok yumurtayı çok ve sık tüketmekle alakalıdır. Basta bir müddet kesip sonra haftada birkaç gün kullanım seklinde sokulduğunda genelde yanıt oluşturmaz.
***Maya intoleransının altında aslında vücudun aminlere karşı yanıtı vardır. Aminler bakteriler tarafından üretilen;  fermantasyon ve gıdaların uzun süre beklemeleri sonucu oluşan proteinlerdir. Bunlardan biri de sizlerin de çok sık duyduğu histamindir. Histamin vücutta bağışıklık sisteminde, sinir siteminde ve sindirim sisteminde görev alan bir yapıdır. Alerjenlere karşı inflamatuar bir yanıt oluşumunda görev alır; Bu da kasıntılara, hapşırmalara neden olur. Histamin sağlıklı kişilerde yani intoleransı olmayan kişilerde kolaylıkla metabolize olur. Ama “diamin oksidaz (DAO ) ve n-metil transferaz “ eksikliğinde ve fonksiyonel bozukluğunda ki bu enzimler histamini yıkıp ortadan kaldıran enzimlerdir; histamin ortamda birikir ve intolerans yanıtlarının oluşmasına ve artmasına neden olur. Ayrıca kronik inflamasyonu tetikler. Histamin dışında mayalanma sürecinde oluşan başka yapılar da kişilerde intolerans yanıtını uyarabilir. O yüzden mayalı ürünlere oldukça dikkat etmek gereklidir ki çoğu mayalı ürün sağlıklı da olsa dikkatli yaklaşılmalıdır. Klinikte o kadar sık maya intoleransı ile karşılaşmaktayım ki, hatta gözlemlerime göre ve birçok uzman görüşe göre toplumda oldukça yoğun bir maya intoleransı olduğunu söylemeliyim.
***Soya protein yapısı nedeniyle hem alerji hem de intolerans oluşturabilir. Alerjiler genelde çocuklarda görülmektedir. Soya ürünlerine karsı benim güvenim GMO yani genetiği modifiye edilmiş ürünler olması nedeniyle çok yok. Genel olarak soya ürünleri tüketmenizi özellikle önermem.
***Çiğ kuruyemişler sıklıkla alerji ve intolerans yapabilir. Fıstık alerjisi gibi durumlar hayati tehlike bile oluşturabilir anafilaksiye neden olarak. Toplumun ortalama %1inde alerji görülmektedir. İntolerans hakkında net bir data yoktur. Ama hastalarıma da söylediğim gibi bu gıdaları tüketirken kendinizi yakından takip ediniz.
***Kabuklu deniz ürünleri alerji olarak oranları %5lere kadar çıkmaktadır. İntolerans sıklığı ile alakalı net bir data yoktur. Genelde sindirim sistemlerindeki enzimleri sorun olan hastalarda daha çok intolerans olarak karsıma çıkmaktadır. Genelde alerji tablosu değilse sindirim toparlandığında şikâyetler de geçmektedir. Ama alerji durumu hayati tehlike yaratabilir dikkatli olunuz.
***Kafein adenozin reseptörünü bloke ederek etki eden uyarıcı bir kimyasaldır. Kahvede, yeşil çayda, enerji içeceklerinde vb. bulunur. Toplumda çoğu insan kafeini belirli oranlara kadar rahatça sindirip metabolize edebilmektedir ama neredeyse toplumun yarısında ise intolerans görülmektedir. Bunun nedeninin bazı insanlarda olan kafeini metabolize etmekteki genetik bir defekt olduğu düşünülmektedir ve bazı çalışmalarla da ortaya konulmuştur. Yani kafeini sindiremiyor ya da kafeine karsı semptomlar yasıyorsanız genetik olarak kafeine intoleransınız olabilir.
***Salisiltlar bitkiler tarafından çevresel böceklere ve toksinlere karsı kendilerini korumak amaçlı üretilen bir kimyasaldır. Yani bitkiler böcekler gelip onlara zarar vermesin diye salislat üretip kendilerini koruyorlar. Salisilatlar antiinflamtuar ajanlardır ve birçok gıdada bulunabilir meyve, sebze, bal, çaylar, kahve,  kuruyemişler, baharatlar gibi. Salisilatlar aynı zamanda kimyasal olarak bazı gıdalarda koruyucu olarak kullanılabilir, bazı ilaçlarda olabilir. Salisilatların yüksek oranda tüketilmesi genelde intolerans tablosuna neden olur ve salisilat içeren gıdaları hayatımızdan tamamen çıkarmak imkansızdır. Çünkü birçok bitkisel kaynakta mevcutlar. Ama yoğun oranda salisilat içeren gıdaları hayatımızdan çıkararak eliminasyon ile etkilerini gözlemleyebilir; mesela salisilat içeren ilaçlar, kahve, baharatlar, portakal, üzüm gibi.
***Foodmaps; Fermente olabilen oligosakkarit ve disakkaritlerdir, monosakkarit, poliollerdir. Bunlar karbonhidrat çeşitleridir ve vücutta bağırsaklarda çok kolay fermente olabilirler. foodmap intoleransında bağırsaklar bu karbonhidratları sindirmekte zorlanır ve sonuç olarak emilmesinde de zorluk yaşanır. Sonrasında bağırsak florasındak bakteriler bunları kolaylıkla fermente edebilirler. Bu fermentayon sonucunda da gaz ve şişkinlik oluşur karında.
Bu tarz hastalarda low foodmap diyeti yapılabilir. Yalnız bu diyetin kısa süreli yapılması önemlidir çünkü uzun vadede bu şekilde beslenme bağırsak florasını olumsuz etkilemektedir.
***Yapay früktoz içerikli gıdalar kola, meyve suları, paketli gıdalar içerisinde bulunan yapay früktoz şekerinin malabsorbsiyonu seklinde görülür. Ciddi olarak kronik hastalıklarla da bağlantılıdır. Früktoz malabsorbsiyonunda früktoz kana emilemez ve bağırsak bakterileri tarafından fermente edilir. Ve bağırsak sorunlarına neden olur.
***Aspartam bir tatlandırıcı olarak birçok paket ürünün içinde bulunmaktadır. Aspartam intoleransı bulunan kişiler ile anksiyete ve depresyon gibi hastalıklar arasında bağlantı kurulmuştur. Her şekilde beslenmenizden tamamen çıkarılması gerekir
***MSG (monosodyumglutamat) gıdalara tat vermek amaçlı ve tatlandırıcıların baharatların etkisini arttırmak amaçlı kullanılan bir kimyasaldır. Birçok hastalıkla bağlantısı vardır. İntolerans oluşturan kimyasallardan birisidir. Her şekilde beslenmeden tamamen çıkarılması gerekmektedir.
***Gıda boyaları birçok gıda boyasının insanlarda hassasiyet ve semptom oluşturduğu gösterilmiştir.
***Sülfitler birçok ilaç ve paketli gıdada koruyucu olarak kullanılan kimyasallardır. Kurutulmuş meyvelere, şaraplara kadar birçok gıdaya eklenebilir. Beklemiş peynirlerde doğal olarak kendiliğinden oluşur. Birçok kişinin sülfitlere karsı hassasiyeti bulunmaktadır. Sülfitler genel olarak solunumsal reaksiyonlar verseler de birçok intolerans semptomuna neden olabilirler.


GIDA İNTOLERANSLARINDA TEDAVİ NASIL OLMALI?

Gıda intoleranslarını tedavi ederken temelde sindirim sisteminin genel işleyiş mekanizmasına odaklanmakta fayda var. Kronik toksisite ve stres mutlaka çözülmeli. Burada intolerans için neler yapabileceğimizden bahsedeceğiz.


1-Mide Asidini Güçlendirmeliyiz


Eğer mide asidiniz yeterli değil ise gıdalar doğru oranda sindirilemeyecektir, yeterli asit olmazsa mide pilor kapağı doğru zamanda açılmaz. Bağırsaklara gecen gıdalı karışımın asitlik oranı yeterli olmaz ise bağırsaklara da salınacak pankreatik enzimler, safra salgılanamaz ( çünkü alkali olan bu enzimlerin salgılanmasını mideden bağırsağa gecen salgının asidik olması uyarır ) Sonuç olarak bağırsak PHI bozulur, bağırsak florası bozulur, gıdalar sindirilemez ve sonuç geçirgen bağırsak ve gıda intoleansları ve immün yanıtlar! Bir mide asidi nelere neden oluyor değil mi? Sizlere sürekli tekrarlıyorum sağlıklı bir hayat için doğru şekilde mide asidi şart!
Mide asidini nasıl arttırabiliriz şeklinde bir yazım olacak ama kısaca önerilerden bahsedersek:

  • Limonlu su
  • Elma sirkesi ( maya intoleransına ve orana dikkat etmek önemlidir )
  • Kereviz sapı suyu
  • Doğru nefes alma
  • Taze zencefil kullan
  • Nane ve maydonoz ( ayrıca diğer yeşillikler )
  • Çiğnemek
  • Yemek sırasında sıvı tüketmemek
  • Yemek öncesinde ve sonrasında (tercihen 1 saat, en az 30 dakika ) sıvı tüketmemek

2-Eliminasyon Diyeti Yapmalıyız


Öncelikle sunu belirtmek istiyorum, eliminasyon diyeti hem semptomlarınızı takip etmek acısından hem de hastalığınızı takip etmek acısından yapılabilir. Yani intolerans bulguları veriyorsanız kendi kendinize adım adım bir eliminasyon diyeti yaparak sonuca ulaşabilirsiniz. Ama kronik bir hastalığınız var ise ve bunun altındaki intoleransları saptamak ve kronik inflamasyonu tedavi etmek istiyorsanız bu konuda yetkin bir doktordan yardım almalısınız. Çünkü eliminasyon sürecinde bağırsaklarda ve vücutta belirli gıdaların yarattığı stresi ortadan kaldırıp aynı anda detoksifikasyona ve inflamasyona odaklanarak tedavi oluşturulmalı ki sorunlar kökten geçebilsin.
Öncelikle şunu da belirtmek isterim sizlerde inflamasyona neden olacak gıdaların hepsi hayatınız boyunca diyetinizde olmamalı zaten!
Bunlar;

  1. Paketli ve işlenmiş gıdalar
  2. Boya ve gıda katkı maddeleri içeren gıdalar
  3. İşlenmiş şeker içeren her türlü gıda
  4. Gdolu ürünler ( soya-mısır-tavuk )
  5. Palm ve kanola yağı içeren ürünler

ELİMİNASYON DİYETİ NASIL YAPILIR?


Gıda intoleransı yanıtı gözlemlemek için en iyi yöntemin eliminasyon diyeti olduğundan bahsetmiştik. Bu belki biraz uzun bir yol olabilir ama bu diyeti yaptığınıza değecek. 

Adım adım nasıl yapacağız?

  1. Bir ay boyunca ne yediğinizi ve ne kadar yediğinizi yazınız. İleri derece intolerans bulgusu veriyorsanız yemekleri nasıl pişirdiğinizi de yazınız. Ayrıca ertesi gün ve o hafta boyunca nasıl hissettiğinizi, tüm semptomlarınızı not ediniz.
  2. Sonrasında gıdalarınızdan şüphelendiğiniz gıdaları 4 hafta süre ile tek tek çıkararak semptomlarınızdaki yanıtları gözlemleyiniz. Bu süreçteki tüm gelişmeleri not ediniz.
  3. Eğer yanıtlarınız ileri derece ise hassasiyetiniz olduğunu düşündüğünüz gıdayı hayatınızdan tamamen çıkarmanızda fayda var.
  4. Eğer şikayetleriniz hafif ve orta seviyede ise eliminasyon yaptıktan belirli bir süre sonra ( 1 ay gibi ) gıdaları az az vücudunuza yeniden tanıtabilirsiniz. Her çıkardığınız gıdayı birkaç gün arayla tek tek vücuda tanıtmanızda fayda var hangisinin ne yanıt vereceğini daha net görebilmek adına. Vücuda yeniden tanıtma döneminde gıdayı aldığınız saati ve zamanı not etmenizde fayda var çünkü semptomlar bazen birkaç saat içinde bazen ise gün içinde gelebiliyor demiştik yukarıda hatırlarsanız.
  5. Gıdayı vücudunuza yeniden tanıttığınızda yeniden semtomlar veriyor ise bu gıdaya karsı intoleransınız devam ediyor demektir. Eğer yanıtınız yani semptomunuz ciddi ise gıdayı çok uzun bir süre diyetinizden çıkarmanızda fayda var.
  6. Bir gıdayı tanıttıktan sonra semptom yasadınız diyelim, diğer bir gıdayı tanıtmadan önce daha önceki gıdanın oluşturduğu semptomların geçmesini bekleyiniz. Yeni bir gıda tanıtmadan en az 2 gün semptomsuz olmanız daha doğru bir yanıt almanızı sağlayacaktır.
  7. Bu eliminasyon dönemini şüphelendiğiniz tüm gıdalara karsı uygulayabilirsiniz.

 Not:Bu süreçte en önemli şeyin bu intoleransların oluşmasına neden olan sindirim sistemleri sorunları, kronik toksisite sorunlarını, inflamasyonu çözmek olduğunu tekrardan hatırlatmak isterim. Bu sorunları çözmezseniz sürekli yeni intoleranslar geliştirmeniz olasıdır.


3-Gerekliyse Sindirim Sorunları Düzelene Kadar Bir Müddet Sindirim Enzimleri Kullanılabilir


Özellikle mide asidini desteklemek için BETAİN HCL, onu dışında pankreatik enzimler içeren toplu sindirim enzimleri tercih edilebilir. Bitkisel bir beslenme ile birçok enzimatik sistemin daha aktif olduğunu yıllardır çok net gözlemliyorum. Hastalarıma direk enzim başlamadan bir müddet beslenme ve bazı fitoterapik ajanlarla destek olup gerekirse enzim eklemenin daha doğru bir yol olduğunu düşünüyorum.
Sindirim enzimi seçerken proteaz ( proteinleri sindiren ) , lipaz ( yağları sindiren ) , amilaz ( karbonhidratları sindiren ) enzimler içermesine dikkat edin.


4- İntoleranslara Karşı İnflamasyon Oluşmasını Önlemek, İntolerans Yanıtı Azaltmak Ve Bağırsakları Onarmak İçin Bazı Supplementler Kullanılabilir


*Kuersetin; Bağırsaklardaki inflamasyonu azaltır. Günde 500-1000 mg kullanılabilir. Doğal olarak quercetin içeren gıdalar, elma, yaban mersini, ahududu, brokoli, üzüm, biber, kırmızı soğan.
*C vitamini; İnflamasyonu azaltır. Böbrek üstü bezlere ve Karaciğere destek verir. Antihistaminik olarak görev yapar. Günde 500 mg- 3 gr arası kullanılabilir.
*B 5 vitamini; Stres ve inflamason yönetiminde önemlidir. Günde 500-1000 mg kullanılabilir. Adrenal sistemi düzenlemek acısından önemlidir.
*Nane yağı;  Bağırsakları rahatlatır ve inflamasyonu azaltır. Nane yağı mide asidini de artmasını sağlayacak uyarılar oluşturabilir. Nane yağı içeren kapsüller oldukça faydalı olabilir.
*Keten tohumu yağı;  İnflamasyonu azaltır. Günde 1-2 yemek kaşığı kullanılabilir.
*Bromelain;  Ananasın içinde bulunan bir enzim olan bromelain aynı zamanda kuersetin etkinliğini arttırabilir. Bromelain özellikle solunumsal semptom veren alerjilerde öne çıkmaktadır. Ananas alerjisi olan kişilerin bromelain supplementinden uzak durması gerekmektedir.
*Milk thistle; Karaciğer fonksiyonlarına yardım eder.
*L Glutamin; Bağırsak onarımında önemlidir. İnflamasyonu azaltır ve stresi azaltır. Kanser hastalarında bile bağırsakları onarmak için kullanılmıştır. Günde 5 gr kullanılabilir.
*İnülin;  Prebiyotik olarak kullanılabilir yalnız inülin kendisi de hassasiyet oluşturabilir o yüzden dikkatli kullanılmasında fayda var.
*Aleo vera jel; Bağırsak florasını düzenlemede, lümeni toparlamada oldukça önemli yeri vardır. Yıllarca mucize bitki olarak anılmıştır.
*Probiyotik;  Probiyotikler sorunlar başladığında kullanıldığı anda direk şikâyetleri daha da kötüleştirebilir. Şöyle düşünün; sindirim sistemi bozuk bir yapıdayken siz sağlıklı bir flora desteği yapabilir misiniz? hayır! O yüzden öncelikle sindirim sistemi arındırılmalı ve eliminasyon yapılmalıdır. Gerekli detoksifikasyon yapıldıktan sonra probiyotik başlanmalıdır.
*Omega 3;  Omega 3 inflamasyon yanıtını azaltmak için kullanılabilir. En az 1000 mg EPA+DHA içermesine dikkat ediniz günlük omega 3 alımınızın. İleri kronik vakalarda bu oran 3000 mg EPA+DHA oranına çıkabilir.
*D Vitamini;  D vitamini eksikliği intolerans ve alerji tablosuna yol açabilir. D vitamini değerlerini 60-80 arasında tutmakta fayda var. Bunun için de güneşlenme ve gerekirse supplementasyon önemlidir.
*Kürkümin;İnflamasyonu azaltmak için kullanılabilir
*Zencefil;Mide asidini arttırmak için ve inflamsyonu azaltmak için ayrıca da zararlı patojenleri temizlemek için kullanılabilir. Zencefil çayı ya da zencefil suyu tüketilebilir.
*Çinko;Çinko eksikliği ciddi immün düşüklük yapabilir. Lenfatik kanalları etkileyebilir. İnflamasyonu arttırabilir.15 mg çinko idealdir.
*Magnezyum;  Adrenal sisteme destek olmak için ve ayrıca sinirsel uyarı için önemlidir.
*Meyan kökü; Adrenal sisteme destek olmak için oldukça önemlidir. Ayrıca inflamasyonu ve bağırsak florasındaki flora oluşumunu olumlu yönde etkilediği birçok çalışma ile gösterilmiştir.2 hafta aralıklarla cay olarak ya da tentür olarak tüketilebilir.
*B6 Vitamini;  Adrenal sistemi desteklemek ve histamin yanıtında önemlidir.
*Koenzim Q10; Mitokondriyi ve adrenal yanıtı desteklemek acısından oldukça önemlidir.
*Isırgan otu;  Alerji altındaki inflamasyona faydalıdır. Alerji semptomlarını da azaltabilir.
*Havuç ve salata suyu; İçindeki antiallerjenik bileşikler bileşikler intolerans ve alerji tablolarında oldukça etkilidir.

5-Kronik Enfeksiyonları Tedavi Et

Burada ise sindirim sistemi üzerine odaklanarak flora bozukluklarını tedavi etmek büyük önem taşımaktadır. Florada bozukluk oluşturacak

  • H.pylori
  • Mayalar
  • Diğer zararlı bakterileri elemine etmek doğru bir yol olacaktır. Bunu yaparken gerçekten çok gerekli olmadığı sürece antibiyotikler tercih edilmemesi taraftarıyım. Uygun fitoterapik ajanlarla ve mide asidini toparladıkça sistem kendi dengesini bulacaktır.

Burada kullanabileceğiniz ajanlar kekik yağı, Hindistan cevizi yağı, susam yağı gibi ajanlar olabilir.

6-Bağırsak Florasını Yeniden Yapılandır

  • Bağırsak florası ile alerjiler arasında oldukça büyük bir bağlantı vardır.Çok sık antibiyotik kullanma
  • Kimyasal içeriklere maruziyet
  • İşlenmiş gıda tüketimi
  • Çocukken mama ile beslenme, anne sütü emememe
  • Sterilize ortamlarda çok uzun süre geçirmek
  • Bağırsak sağlığı için önemli gıdaları tüketmeme

gibi sorunlar sonucu bağırsak floranız bozulmaktadır. Bağırsak florandaki bakterilerin üstünlüğüne göre alerjiye yatkın da olabilirsin, alerjiden korunabilirsin de. Çağımızda çok fazla alerjik çocuk ve hasta olmasının nedenleri yukarıda saydığımız nedenlerdir.
Yapılan çalışmada bağırsak floranızdaki “Laktobacilli, Sacharomyces boulardii, Bacillus coagulans, L.acidophilus “ bakterilerinin gıda intoleranslarını azaltmakta önemli payı bulunmaktadır.
Bağırsak florasını yapılandırmak deyince hemen herkes ilk probiyotiklere sarılmaktadır. Bu doğru bir seçenek değildir. Yani ilk yapılması gereken şey değildir. Öncelikle beslenmenizi bağırsak floranıza en iyi gelen beslenme şekli olan, bol lif içeren bitkisel ağırlıklı bir beslenme olarak değiştirmekte fayda var. Bunun üzerine sayısız çalışma bulunmaktadır. Öncelikle eliminasyonu yapıp bağırsaklarımızı yıpratan gıdaları uzaklaştırdıktan sonra yeniden yapılandıracak gıdalara ağırlık vermeliyiz. Bunun için bol sebze-bol meyve, baklagiller, glütensiz tahıllar, yağlı tohumlar, belirli oranda hayvansal gıdalar tüketebilir (intoleransınızın olduğunu düşündüğünüz gıdaları tüketmiyoruz).

Bu dönemde bağırsak florasını yapılandırmak için fermente edilmiş gıdalar da kullanılabilir. Ev yapımı turşular, kefir, kombucha tüketilebilir. Yalnız tekrar dikkatinizi çekmek isterim çoğu zaman fermente edilmiş gıdalar da size intolerans oluşturabilir(mayalı gıdalar-süt ürünleri içeren gıdalar ). O yüzden kullanırken dikkatli olmanızı öneririm.

Dirençli nişasta bağırsak floranızın yapılanmasında oldukça önemlidir; peki nelerde olur? Muz ve patates evet yanlış duymadınız muz ve patates dedim! Yıllarca bu gıdalardan uzak durmanızı söylediler değil mi? yapılan birkaç çalışmada bu gıdaların bağırsak florasının yapılanmasında oldukça önemli yere sahip olduğunu gösteriyor.

Hastalarımda bu iki gıdayı kısıtlamıyor ve oldukça da kullandırıyorum; ben kendim de bu iki gıdayı bolca tüketiyorum ve bilin bakalım ne oluyor? Sağlıktan başka bir şey değil! Kan şekeri yükselmesi falan da olmuyor! (doğru zamanda doğru kombinle yemek bu işin anahtarı). Bunu ben değil bilim söylüyor! Sadece patatesin kızartması asla değil, fırınlanmış ya da haşlanmış olarak tüketmeye dikkat edin! Ve meyveleri her zaman aç karnına tüketmeye dikkat! Dirençli nişasta aynı zamanda baklagillerde de bulunmaktadır.
Bağırsak florasını yapılandırmak için aynı zamanda polisakkaritlere ihtiyacınız vardır. Bunlar için de en güzel kaynaklar soğan, kabak, aleo vera jel gibi seçeneklerdir.
En son olarak da uygun bir eliminasyon ve arınma sonrası bağırsak florası için probiyotik takviyeler düşünülebilir.


7- Adrenal Sisteme Odaklan

Alerji ya da intoleranstan bahsederken adrenal sisteme mutlaka odaklanmak gerekir. Vücudun düzgün histamin yanıtı verebilmesi ve kronik inflamasyonu çözebilmeniz için sağlıklı çalışan bir aderanal sistem olmalıdır. Adrenal sistem ile alakalı çok ayrıntılı bir yazım olacak. (ADRENAL = BÖBREK ÜSTÜ BEZ )
Vücudun stres yanıtını düzeltmek ve gerekirse supplement ve fitoterapik ajanlar kullanmak önemlidir.


8-Ruhsal Sisteme Odaklanın


Alerjileke reaksiyonlar bilinçaltının kendini koruma girişimleri olarak yer alır bütüncül yaklaşımda. Zihin bir tehdit olduğunu düşündüğünde hipotalamus ve retiküloendotelyal sistemi aktive eder ve sonuçta da antikorlar aktive olur.
Bilinçaltına yönelmek ve zihnimizi meşgul eden tehditleti keşfetmek alerjik yanıtlarda önemli olabilir. Gerekirse profesyonel bir yardım ile psikoterapi almak, homeopati bu konularda faydalı olabilir.

9-Diğer Öneriler

  • Lenfatik masaj ve lenfatik sisteme odaklanmak toksinlerin atılımı ve yanıtların azalması için önemlidir. Lenfatik sistem aynı zamanda bağışıklık yanıtını regüle eder çünkü.
  • Duşlarda önce sıcak sonra en son çıkmadan soğuk suya maruziyet histamin yanıtını düzenler vücutta.
  • Böbrek üstü bölgesine masaj yapmak alerjik yanıtları toparlamada ve adrenal sisteme destek vermede önemli olabilir.

Sonuç Olarak;

Gıda intoleransları ve alerjileri aynı şeyler değillerdir ama birbirinden ayırmak da zordur. Tedavi kısmındaki adımları takip etmeniz size intoleranslarınızdan kurtulmak konusunda yardımcı olabilir. Ama ciddi semptomlarınız var ise ve kronik bir hastalığınız var ise profesyonel bir yardım almanızı öneririm.

Umarım yazım faydalı olmuştur.
Mutlu, huzurlu günler dilerim...


KAYNAKÇA
https://journals.lww.com/co-clinicalnutrition/Abstract/2014/09000/Food_intolerance_and_allergy___increased_incidence.12.aspx
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5579643/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2695393/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4276304/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4118473/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3401057/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK310267/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3725235/
https://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/wheat-allergy/symptoms-causes/syc-20378897
https://www.jscimedcentral.com/Nutrition/nutrition-3-1073.pdf

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2695393/
https://www.eaaci.org/400-resources/what-is-food-allergy/1873-what-is-food-hypersensitivity.html
https://journals.sagepub.com/doi/10.1177/0300060518777044

https://link.springer.com/article/10.1007%2Fs10620-008-0331-x
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4322780/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3314037/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/27999436
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3066474/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6026470/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4960977/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26968958
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4216032/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4777468/
https://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1179/1077352512Z.00000000034
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/10480762
http://www.altmedrev.com/archive/publications/5/5/448.pdf

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28884564
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17484374
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3870104/


https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4777468/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/2575313
https://www.mayoclinic.org/healthy-lifestyle/nutrition-and-healthy-eating/in-depth/caffeine/art-20045678

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25316115
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4414527/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5004213/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2695393/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16782524
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6273625/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21625024
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4808895/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3349789/

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20548131
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6136002/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/2879212
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4361144/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pm/acrticles/PMC3783921/
https://ods.od.nih.gov/factsheets/PantothenicAcid-Consumer
https://pubchem.ncbi.nlm.nih.gov/compound/Pantothenic-acid
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24965526
https://link.springer.com/article/10.1007%2Fs10620-008-0331-x
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4322780/
https://onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1111/j.1440-1746.2009.06149.x
https://onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1111/j.1365-2036.2010.04237.x
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3934501/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4918736/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2111403/

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3368971/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21879102
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4276337/

https://pubs.rsc.org/en/Content/ArticleLanding/2011/FO/c1fo10128e#!divAbstract
https://bmcgastroenterol.biomedcentral.com/articles/10.1186/1471-230X-12-166

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22680623

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2696737/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16354958
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17490952
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24834193/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4017440/
https://www.accessdata.fda.gov/scripts/cdrh/cfdocs/cfcfr/CFRSearch.cfm?fr=101.100
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4017445/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3934501/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4755956/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25157157
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25827065
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25963794
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3865272/

Önceki KRONİK YORGUNLUK SENDROMU
Sonraki DONDURULMUŞ YABAN MERSİNİ / TAZE YABAN MERSİNİ

Diğer Postlarımız

2 Yorum

  1. Merhaba, bu faydalı paylaşımınız için sonsuz teşekkürler. Ancak kafama takılan bir şey var. Şikayetlerin en üst seviyede olduğu dönemde çiğ olan hiçbir şeyi tüketmeyin diyor bazı doktorlar. Meyve de dahil. Hatta meyve tüketmeyin bile diyen var. Şikayetlerin üst seviyede olduğu bir durumda ne yiyebiliriz? Sevgiler

  2. Paylaşımınız için çok teşekkürler. Doktorumuz 35günlük kızımda inek sütü proteinine karşı alerji olabileceğini söyledi(mukuslu dışkı, cilt problemleri, orta kulakta doluluk ve hırıltılı solunum mevcut kilo alımı ise azmış. O nedenle alejik bebek maması başlandı.) Şu an, diyetimden süt ürünleri içeren gıdaları ve kırmızı eti çıkarttım ancak vücudumdan tamamen atılması zaman alacakmış. Daha çabuk atılması için neler yapabilirim? Ayrıca bebeklerde alerjilere yaklaşımlar hakkında da bir paylaşım yapabilirseniz çok sevinirim.

Yorum Yap